Farkındamıydın, kirpiklerinin ucuna kurduğum dar ağacının. Kocaman gözlerinle atarken o sehpaya tekmeyi, hiç mi acımamıştın. Ardında bıraktığın, tozlu raflardaki gülüşlerini sildim günlerce… Yıkıp döktüğün umutları bıraktım birer birer sokak kenarlarına… Her gece “sen” diye uyandığım param parça olmuş düşlerimle avuttum kendimi… Ve sen yine “yoksun” sevgili… Soğuk uçurumlar gibiydi yatağım… Kalkmak için haykırsada, duymuyor sesimi hücrelerim. Ve liğme liğme yüreğimden… Read more →
Keşke
Gecenin bir yarısı yazıyorum bu satırları sana… Sen en masum halindeyken, uyuyorken… Ben satırlara döküyorum yüreğimi ve ağlıyorum geri getiremediğim için hayallerimi, seni ve daha nicesini… Ağlıyorum. içime göme göme, sessizce… Sen uyanmayasın diye… Ağlıyorum çünkü sensiz ruhumu sıkıyor bedenim, ağlıyorum çünkü sen yokken yüreğim ölüm kalım savaşında, gülemiyorum çünkü sende kaldı mutluluğa dair herbişeyim. Gülemiyorum, Kara gece kararttıkça karartıyor… Read more →
hadi bir merhaba de!!!
Ey prenses, seni de üzerler be kuzu. Seni de üzerler. İşte anlarsın o zaman beni. Şu an bu satırları yazmaya inan varmıyor elim. Çok düşündüm yazıp yazmamayı. Yazsan başka, yazmasam başka. Öss sınavında bile bu kadar düşünmemiştim. Ne yaptım ben sana. Neden bu kadar zalimce yaklaşıyorsun bana. Ne dedim ki sana nefret eder oldun benden. Nalet olsun ki, ne olduğunu… Read more →
başlıksız bir yazı.
Bilmem ki ne demeli sana, neler söylemeli daha. Nasıl anlatmalı halimi, nasıl inandırmalı seni buna. Hangi şiiri yazmalı güzelliğine, hangi masaldan alıntılar yapmalı sana. Hangi dilde ağıtlar yakmalı, hangi dilde yalvarmalı sana. Hangi cümleleri, hangi kelimelerle kurmalı, yüreğindeki buzları eritmek için daha. Güneşimi mi istiyorsun anlamıyorum ki, al söndür istersen sen yokken ne anlamı var ki. Rüzgarımı mı vereyim sana,… Read more →
Seni sevmek vardı ölürcesine..
Seni sevmek vardı ölürcesine.. Şimdi yanında olmak sana bakmak gözlerinin karanlıgında kaybolmak vardı.. Kömür gözlerinin yaktığı ateşte yanıp kül olmak vardı. Görmemeliydim senden başka bir yüz işitmemeliydim başka ses ve dokunmamalıydım başka kalbe.. ”Hala seninim” diyebilmek vardı şimdi .. Senin için atıyor bu kalp ilk günkü gibi diye haykırmalıydım.. Başka göz bakmamalıydı başkasının bitanesi olmamalıydım! Yalnız senin olmalıydım Bir tek… Read more →
seni bende sevmek
o kadar çok isterdim ki, içimde ki seni öldürmeyi, büyümeden sevgin, bitirmeyi, ne öldürebildim seni, ne de son verebildim aşkına. anlamsızca ve zamansızca büyüdün bende, tanıdığım zaman seni, nerden bilebilirdim ki, seni seveceğimi. senli hayaller kuracağımı, nerden bilebilirdim ki, gecelerce sen diye yanacağımı, sevgin büyüdükçe bende, ölüyordum günden güne, söyleyemezdim sana, çünkü çok uzaktın bana tuzaktın, çogu kez soluduğun hava… Read more →
Özledim diyorum..Özledim işte
Göz yaşlarım hiç bu kadar anlam yüklenmemişti düşerken ve hiç bir zaman bu kadar içten dokunmamıştı yanağıma .. Ey gümüş renkli göz yaşlarım bu kadar mı dokundu ayrılık size. Oysa her acıya bir bedel, oysa her öyküye ödenmiş diyetlerim vardı benim. Kaç damlada ıslanır ki yüreğimin kıraç toprağı?. Kaç mendille kurur ki bu gözyaşı sağanağı?. Özledim diyorum. Özledim işte… Bu… Read more →
elveda…
Merhaba… En afillisinden kocaman bir merhaba. Elveda demenin metaforu olsun bu sefer bu merhaba. En azından benim için. Tek taraflı bir elveda. Toplayıp yıldız gözlerine dair yazılan tüm cümleleri gitmek zamanı bana şimdi. Tüm edebimle bana yakışan bir elveda. Daha da durmamalıyım istenmediğim yerlerde. Efkârlarımı bırakıp bir sokak lambası altına, seni ilk gördüğümde yitirdiğim neşemi ve kahkahalarımı aramalıyım yalın ayak… Read more →
yazsam ne farkeder artık yazmasam ne
merhaba prenses, yazıcam deyip de yazamamıstım, halbuki odamın her köşesi hatta salonum bile senin adınla başlayan kağıtlarla dolup taşmıştı, ama bi türlü sıraya koyup da gösteremedim sana. ana demekki kaderde onları okumak yokmuş, bu saatten sonrada koyarmıyım yada koyabilirmiyim bilmiyorum buraya. prenses diyordum sana, prensesimdin cünki, nasıl cadı olduğunu da biliyordum halbuki. kabuguna sığamayan, deli dolu kız. tanıyordum seni tahmin… Read more →
15 subat sevilemeyenler günü olsun
sana dair yazılarım var benim, ne yazıyorsun diye sorana “-hiiiiiç” diye cevap verdiğim. kıvrıştırıp kağıtları alel acele, bulunduğum yeri kaçarcasına terk ettiğim. biliyorum,, hiç değil aslında onlar, konu sen isen eğer. sen bi yerlerde hala var isen, hiç bir şey aslında hiç değil. ama senin farkında bile olmadığın bir dünyam var benim çekinmeden haykırdıgım kocaman bir hiiiiiiç olan. sorsan bir… Read more →