Sen bilirsin..

Şiirlerim vardı, biraz sana benzeyecek, biraz sen kokacaktı. ama muhteşem sözlerin, .:) kırdı kalemimi, yırttı kağıdımı. beni üzmemek için, kalemim kaçar oldu kağıtlardan. elim ve kalem; ezelin iki dostu, ebedin iki ayrı düşmanı şimdi ellerin değmesin diye soğuk bir ele, sokulurken avucuma kalemim… ne zamandır sırt sırta, ayazlarda ellerim… biliyorum inanmıyorsun, her seviyorum diyene gelirken koşan giderkende koşar seviyorum ölüyorum diyen… Read more →

Yine sana..

Prenses merhaba. Uzunca bir zamandır yazmak istiyordum sana ama bir türlü olmadı. Komşuların bahçelerindeki erik ağaçlarına dadanan çocuklar gibi ceplerime tıka basa doldurduğum kelimelerim seni her gördüğümde delinen ceplerimden saçıldı yerlere. Ceplerimden dökülen kar beyazı kelimelerin ayazı vuruyordu Ankara sokaklarına kimseler bilmedi. Nefesleri kesen soğuğu kış tan bildi herkes, hasretinin Ankara’yı dondurduğunu kimse bilmedi. En çok da ellerim üşüdü prenses.… Read more →

bilesin…

bu sayfa her açılışında senden bir işaret bekliyor unutma, sesinin sayfaya düşmediği her gün için bir “neyse” deyip susuyorum…  “neyse” diyerek sustuğum her cümle acayip derecede kırgınlık, trip ve küfür barındırıyor,,, bilesin… Read more →

Mektup..

merhaba biraz sinir biraz gıcık ama muhteşem insan. beni böyle salakca sana bağlayan şeyin ne olduğunu hala bulamadım ama çalışmalarım sürüyor merak ve endişen olmasın. ama bulamazsam kızma, suç senden kaynaklı olabilir çünkü.  prenses’e diye başladım iznin olursa, prenses’im yazıverdim önce sonra olurda bi yanlışlık yapıp bakarsın, bakarda kızarsın diye değiştirdim hemen. ah ne vardı sonuna “im” takısını taktıracak bi… Read more →

Perikızı..

nasılsın görüşmeyeli perikızı, öğrendim biliyormusun cevap vermesende sorularımın sendeki cevaplarını … örneğin bu sorunun cevabı, çok canım sıkılıyor ve çooook özledim seni… yanımda ol istiyorum, iltifatlar et, şiirler yaz bana, bende en gıcık halimle tripler atayım, kızdırayım seni ama sen yinede çok sev beni olur mu, kimsenin sevmediği kadar… batırsamda tırnaklarımı yanaklarına, yumruklasamda omuzlarını, yine o omuzlara yaslanarak uyuyayım olur… Read more →

İyi ki doğdun..

  Günlerden 17 Mart, önemli bir gün. Yeni bir yaşına daha girdin artık perikızı. Belki şimdi arkadaşlarınla bir mekan da gönlünce eğleniyorsun, kaptırmış kendini müziğin notalarına aman sabahlar olmasın diyorsun. Belki de evde ailenle beraber kutluyorsun yeni yaşını. Belki de hediyelere boğdu seni sevdiklerin, heyecanla onları açıyorsun. Ya da belki de uzandın yatağına gözlerini tavana dikmiş beni düşünüyorsun, kimbilir senden… Read more →

Hissetmek Seni..

Doğan her günün sabahında, İçimde, Gözlerini görebilme aşkı olmasa, İnan hiç bir şeye değmezdi yaşamak…. Ve,,, Senin varlığını bilmenin en güzel yani, Nedir biliyormusun ? Elin elime değmeden, Avuçlarımı terleten sıcaklığını, Taa içimde hissetmek. Read more →

Yarım Yamalak..

  Gecenin bir yarısı; bir kitabın orta yerinden başlamak gibiydi seninle birlikte olmak.. Başını anlamadan sona yaklaşmak. Sonunu okuyamadan uyuyakalmak.. Ve uyandığında kaldığın sayfayı karıştırmak. … İşte böyle bir şeydi seni yaşamak… Yarım yamalak…! Read more →

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.