Şimdi sen gittin ya…
Her şey tozpembe olacak değil mi? Biraz üzüleceğim sadece, belki biraz ağlayacağım. İlk gece zor olacak biraz ama sonra kesin alışacağım ya da alışmaya çalışacağım. Belki birkaç gün uğramayacağım eve, içip içip sarhoş dolaşacağım, bu şekilde gelip eve, toplayacağım sana ait ne varsa, rujunu, havlunu, tarağını…
Doldurup bir bavula, atacağım senin gibi karanlık ve soğuk, benim gibi ıssız sokağa. Bütün resimlerini, hani saçlarında çiçekler olan kahverengi kazaklı, yakacağım avuçlarımda. Yanmaz ellerim korkma. Yansa da napayım, katlanırım artık, nasılsa senden hatıra yanan avuçlarda. Bitecek işte.
Şimdi sen gittin ya…
İşte ben o gün kaybettim kimliğimi bu kentin ıssız sokaklarında, artık ne adım benimdi ne de saçımdaki beyazlar. Kurumadı yanaklarım sevgili. Alışamadım. Senin olan hiçbir şeye dokunamıyor ellerim. Giremiyorum günlerdir eve de, yaksam diyorum hani bir kibritte. Anıları, hatıraları nasıl yakacağım, hangi kibritle… Her baktığım yerde senli bir anı bir bıçak gibi saplanıyor beynime, yapamıyorum. Sensiz yapamıyorum. O kahverengi kazaklı resmin vardı ya, hani saçında çiçekler olan, her defasında vuruyor beni,,, bakamıyorum.
Şimdi sen gittin ya…
Herkes biraz sen, ama kimse sen değil… özlüyorum…


