Harfler demir bir lokma; takılıyor boğazımda, Yutkunmak acı, yutkunmak lanet! Parmaklarım titriyor; dökemiyorum seni satırlara. . Unutmak mı? Başka söze ne hacet. … Şimdi sen; Katre, katre akıyorsun gözlerimden, … Çok şey de istememiştim aslında! Üşüyen ellerime eldiven, Ağlayan gözlerime mendil ol istedim. Sol yanım ol istedim, anlıyor musun?. Birlikte yapalım istedim sabah sporumuzu. Ya da yağmur altında el… Read more →
askbirme
https://www.facebook.com/omerakin06
Seni seviyorum de. .
Takvimler pazarın ertesini gösteriyor; Kalbim sensizliğin ertesini. Dilim aşk şarkısı söylüyor; Kalbim hüzünlü bir ayrılık bestesini. Çalıyor yine dudaklarım seni, gecenin bir yarısı. Su niyetine gözyaşlarımı karıştırıyorum, Bir duble rakının içine. Fondip diyerek vuruyorum kadehlerin dibine! Oysa: rakıya da tövbeliydi bu dudaklar, sana da! Paslanmış zihnim tövbelerimi alt etti bu gece! Aldım şişeyi karşıma; Sana da söylendim, rakıya da.… Read more →
seni unutamam ki..
Şimdi kocaman bir sen çeksem içime, Doluversen ruhuma! Dudaklarım kor gibi yansa. Ayazı vurmuş şu Ankara akşamında, Baharının sıcaklığı işlese kanıma, Alev, alev yansam… Ah be gizli yara’m; Geldin ya yine şuursuz aklıma, Ben şimdi seni unutamam! Read more →
Ayrılık dersem çıkma..
Sevdanın sokağında otururduk biz. Demir pencereler, arnavut kaldırımlar.. Mor sümbüller açardı avuçlarımızda. Çeşit, çeşit rengarenk tebessümler dudaklarımızda. Hayallerden uçak yapar, Masal diyarlarına salardık! Maviydi rengimiz, soluğumuz pembe… Aşka kucak açardık her gecenin karanlığa seyrinde, Umudu sal yapar, hayallerimizi gezdirirdik. Göz yaşlarımızı balonlara bağlar Masmavi gökyüzüne salıverirdik. Kimsecikler ağlamazdı. Kimseler kaybolmazdı bizim sokağımızda, Aşıklar arada bir yalnızlığa kaçardı. Sonra iki… Read more →
Bu gece ölümüm olacaksın…
İçimin en iç yanı. Farkında mısın? İnfazım olacaksın bu gece. Son dileğim bile sorulmamışken daha; Akacaksın dilimin ucundan! Sen diyeceğim, o diyeceğim çırpınacağım. Duymayacaksın! Islanacaksın, tepeden tırnağa ıslanacaksın! Ben; Tam da kalbinin kıyısından düşerken; Son kez sana yağacağım… Soğuk Ankara günlerine ikindi vakitleri düşen damlalar gibi, Sen ıslanacaksın, Damlalar saklarken göz yaşlarını Yalancı tebessümler savuracaksın, Ve gün gelecek; Yanaklarından süzülen… Read more →
biliyorum sende unutmadın…
Unutamadığım, Unutulmazım, Sardunya kokulum. Yine sen düştün şu hercai yüreğime. Oluk, oluk kanattın düştüğün yeri. Ayrılığı, Yokluğu, Yoksunluğunu bastın yarama! Sonra gözlerin ışıldadı gönlüme. Bir anlıktı gidişin. Yok oluşumuz. Nane kokulu akşamlara, Tarçın kokulu gecelere emanet ettim seni. Sonra döndüm! Baktım. Kendime, önüme, arkama, sağıma… Soluma bakamadım bile! Yoktun! Kalp otağımı dağıtan kirli ayak izlerinden başka bir şey yoktu!… Read more →
İzin ver.
Sevdaya boyanmış elbiselerle misafir oldun yüreğime. Titreyen ellerim; Ödünç bir cesaretle dokundu sacının kırıklarına. ……………………. Bırak! Uzasın başak misali saçların. İzin ver; Bir şiir takayım kirpiklerinin ucuna, Read more →
eyvallah..
Ve sen gittin. Ayrılığın harflerini; Tek, tek kolye yaptım gerdanıma. Ucuz bir semtte; Rutubet kokan bir fotoğrafçı dükkanında, Ölümsüzleştirdim gidişinin alfabesini. Aşk; Çivisi çıkmış sallanıyordu gönül kervanlarında, Benim kervanımda yolcu yoktu! Sonra yaz geldi, Sonra sonbahar, Ve ardından kış… Derken saçlarım uzamış, Boy salmış yalnızlık. Simit ve martılar, Çayla sigara, Kahveyle çikolata derken; Gıpta değil de kıskanmışım çift olmayı. Nasıl… Read more →
Sen Bilmiyorsun..
Ah gözümün yandığı, sevdamın kandığı… Sen bilmezsin! Sabahın seyrinde öte; Yusufçuk kuşları gibi hasretim sana. İlmek ilmek işleniyorum yokluğuna… Defnediyorum gözyaşlarımı gamzelerine, Bir yudum mutluluğun; yüzü suyu hürmetine… Ah yüreğimdeki sevdam, dilimdeki besmelem… Sen bilmezsin; Her gecenin uykusuz saatlerinde; Dua olup akıyorsun dilimden. Her gecenin; En lanet, En ağrılı, En pişkin yalnızlığında; Gelip bağdaş kuruyorsun duygularıma. Sen bilmiyorsun idamım, Sen… Read more →
Kanatır..
Unuttum dersin.. Ki unutursunda! Fotoğraf, not, çiçek ne varsa yakarsın. Anıları tuz buz edip; Milyonlarca parçaya bölersin zihninde. Sonra; sıradan bir günün aylak vakitlerinde; Haddini bilmez bir rüzgar; Kokusunu getiriverir burnuna , Bu kez atılan ok tamda kabuk tutmuş yarana saplanır. Kanatır… Kırılmış kalbinle tökezleye, tökezleye, Devam edersin yoluna. Bir şarkı çalar önünden geçtiğin mağazada, Ya da bir çift göz… Read more →